Hiç sevmediğiniz ama yapmak zorunda olduğunuz iş hangisidir?

Bulaşıkların sürekli birikmesinden, bu işin hep en arkaya bırakılmasından bu işe karşı gizli bir nefret duyduğumun farkına vardım artık. Makina orada bekliyor, ama içini dolduracak insan lazım. Benim bir takıntım da bulaşıkları deterjanla iyice yıkadıktan sonra atmam makinaya. O zaman ne anlamı kalıyor makinanın bilemedim. Bir daha kaynatıp kurutmuş oluyor herhalde. Diğer bir sevmediğim iş de ütü.

Sizin sevmediğiniz işler varsa alalım buraya.

0 | 0 0 | 0

Senin Görüşün Var Mı?

SormamLazım
En İyi Kadın Görüşü
  • Para kazanmak için ve severek yapamadığımız işlerin çoğu öyle aslında. Zaruriyetten çalışıyorsun... Bir de patronun salak, sıkıntılı biriyse, çalışma arkadaşların, iş şartları sıkıntılıysa maalesef hem huzursuz edici oluyor hem de insanı özel ve psikolojik hayatında da etkiliyor. Öyle bir işim vardı, internette müşteri hizmetlerine bakıyordum. Aşırı leş bir işti ya. Günde tonlarca kişiyle muhatap oluyorsun, salak salak sorular geliyor, küfreden, ağzı b.k kokan, tonlarca beyinsiz insan... İki kuruşluk ürün alacak, şirketi komple satın almış gibi tavırlar falan. Nefret ediyordum, en sonunda da bıraktım. Müşteri hizmetleri bence en zor işlerden biri. İnsan ruhen çöküyor. Muhatap olmayacağın insanlarla, muhatap olmak zorunda kalıyorsun.

    • Maalesef @kedigillerden , o üç kuruşluk mal alıp sanki o almazsa işletme batacakmis havalarında olanlardan nefret ediyorum ama sayıları azalacağı yerde her gün artıyor maalesef. Neyse ki hesap vereceğim kimse yok da onları bir güzel paylayip gönderebiliyorum. Daha gecelerde bizim dakikalık potansiyelimize bile denk olmayacak kadar ürün almış hiyarin birisi , bir şey istemiş pazarlamacı arkadaştan ve yapılmazsa ürünleri iade etmekle tehdit etmiş. O anda da öyle yogunduk ki anlatamam. Bana geldi söyledi. Direk soluğu adamın yanında aldım. Yapmazsak iade mi edeceksin dedim evet dedi. Et lan o zaman, zaten burnumdan soluyorum, bir de seninle uğraşamam dedim ve çektim gittim. Sonra bir baktım ki iade etmeden toz olmuş.. Hâlbuki aldığı ürünu benim satmamdan çok onun almaya ihtiyacı var. Bizim insanımız maalesef böyle ve beni isimden soğutan da bu. Bazen de bakıyorum cafelerde vs. Adam bir bardak çay iciyorum diye nazindan yanına yaklasilmiyor. İyi ki cafe işletmecisi değilim. Kaç adam atardım cafeden bilmiyorum. Bana göre müşteri her zaman haklı değildir kardeşim. Hakediyorsa haklidir. Başımın üstüne pisletmeye kalkıyorsa ben o müşteriyi alır, kapının önüne koyarım.

      • Içinde insan olan her işte bir pislik çıkıyor sonunda. Ben de güzel.kazançlı bir iş buldum mu, hemen kıskanıp gözünü işime dikip arkadan tuzaklar kurmaya kalkanları çok gördüm. Yeni mezun iş bulamayan, Almanya'dan gelmiş bir öğretmene çalıştığım özel okulda iş bulmuştum. Ben kadrolu, o ücretli. 2 gün sonra müdüre gidip, Nurdan hanım bu işi beğenmiyor, bir firmaya geçmek istiyor, onu kadrodan çıkarıp beni alın, demişti. Böyle bir sürü olay.

      • Öyle güzel örnek ki bu... Aldığı ürünü de iade etmeye yanaşamıyor. Kendi kaybedecek biliyor ama konuşuyor. Ben cafelerde çok garsonluk yaptım üniversite ilk yıllarda. Çayı şekersiz içiyormuş, çay kaşığı ile götürünce, kırk afra tafrayla kaşığı veriyor. Lan dingil, ben senin şekersiz içtiğini bilmek zorunda mıyım, edebinle koy kaşığı kenara içmiyorsun, neyin tribi bu? Öyle ruh hastası vardı ki... İnsan tahammül edemiyor. En güzel kendi işin diyorsun, onu da denedim. Bu sefer, daha çok manyakla uğraşıyorsun. Dediğin gibi , azalması gerektiği yerde yumurtlar gibi çoğalıyorlar. Ayrıca ''iade et'' diyerek çok da iyi yapmışsın valla. Affedersin, götüne baka baka gitmiş, oh olmuş.

        • Saymakla bitmiyor ki bu. İnsanımız maalesef öyle. Yeter ki kendince sana karşı bir üstünlüğü olduğunu düşünsun. (Müşteri üstündür anlayışı) Bir psikolojik teoreme göre Türk halkı ilk tanıştığı kişiyi ilk 30 sn de suzermis. O 30 sn de eğer kendinden üstün olduğuna karar verirse yalakalık, altında olduğuna karar verirse zorbalık yaparmış. Ama hiç bir zaman karşısındakinin eşit olduğunu dusunmezmis. Yani size karşı tüm davranışlarıni o ilk 30 sn deki intibasina göre belirliyor.

          Ben bistro açmayı da çok düşündüm ama 2 liralık çay içip bana o havayı basacak çok müşteriyi camdan aşağı atacağım için hiç girişmedim o ise @kedigillerden 🤣🤣🤣

          • Hahahshadha, valla ya o Türk tespiti baya iyi. Çünkü fark etmesek de biz de o süzme olayını yapıyoruz flfskdf. Türklerdeki genel ego bu yönde zaten. Bistro açarsan, barmaid olarak gelirim, tecrübeliyim valla hahhad

          • @fulla benim de yüzüm yumuşak olduğu için her gören ezeceğini sanıyor. Bir şirket sahibinin çocuksu yüzü varmış. Toplantılarda herkes konuşur, onu dinlemezlermiş. Dr.a gidip, beni çatık kaşlı yapar mısın, demiş. Estetik ameliyattan sonra elemanlar önünde hazır ola geçmeye başlamış.

        • Kafasına indiriverirdim o çay bardağını. @kedigillerden

      • Birde ürünü internette araştiripta internette daha ucuz diyenler var sizde niye pahalı sorguya çekerler. Neresi ucuzsa ordan al ben 10 lira 20 lira ile trilyoner olacak değilim sende 10 yada 20 lira ile batacak değilsin kime bu havan . Bizdede öyle tehditkar konuşmalar çok oluyor... içinden s... git ...nerden alirsan al ....a.....k...... diye küfür etmişliğim olmuştur...

    • Geçmiş olsun. Allah bir daha böyle işlerle karşılaştırmasın. @kedigillerden

    • O kadar haklısın ki… insanların para kazanmak zorunda olduğu için nefret ettikleri işlerin içine girmesi olayı herkesin ortak problemi.

    • Bazi Insanlarda hiç anlayış yok maalesef bir tane urun alıyor pazarlık üstüne pazarlık,fatura almasak kaça olur,%5 indirim daha yap, kdv dahil mi? Bu seferlik küçük bi ikram yap. Birde para verirken 155 tl ise 150 tl vermeye kalkarlar. Bir ürünün fiyati belli dır neresi ucuz ise git ordan al ... Bu konuda çok haklısın aynı dert bizde de var çünkü.

      • Demek ki hee yerde var bu problem. Ders saatini sorar, söylersin o da yarı fiyatını veya daha da azını söyler, dalga geçer gibi. Ör.100 desen, "50, olmaz mı veya 20 olmaz mı" der. Bir dr.da, " aaa siz çok profesyonelsiniz galiba, ben o kadar iyi bilen aramıyorum" demez mi?

En İyi Erkek Görüşü
  • Temiz bulaşık makinesini boşaltmaya inanılmaz gıcığım!

    • Aynen, tam bir angarya.

    • Haha, en sevdiğim iş yahu o benim. Çoğu zaman evde ben yaparım o işi. Ama yerleştirmek dersen nefret ederim işte.

      • Hollanda'da bir evde misafirlikteydik. Evin öğretmen hanımı yemekleri yaptığı için polis babaya da masayı bulaşığı toplamak kalmıştı. Adam tabakları içindeki yemek artıklarıyla beraber tıktı makinaya, yağları, sosları döke döke. Şok olmuştum. Onların makinasının borusunda çöp öğütücü mü vardı acaba, diye düşündüm durdum.

      • Sarıyer'de bir eve derse gidiyordum. Anne öğretmen, baba bankacı. O makinaya anne elini sürmezdi. Sadece yemeği yapar, baba kaçta gelirse gelsin önlüğü takıp geçerdi bulaşıkların başına.

  • Goy goy yapanlara gıcık oluyorum 😄😄

  • Hepimiz para kazanmak için sevmediğimiz bir sürü iş yapıyoruz /yaptık özellikle de çalışmaya ilk başladığım yıllarda sanırım bu işin kuralı bu.Neyse ki geçen yıllar içinde artık eskisi gibi zorunlu olduğum şeyler yapmıyorum en azından eskisi kadar.Ama işin gerçeği ekonomik şartlar o kadar zorlaştı ki işimizi kaybetmemek için yaptığımız zorunlu işler hep olacak.Ev işi deyinde en uzak durmak istediğim ise kesinlikle ütü yapmak.

  • Evde kalacağım günlerde beni dışarı çıkartacak olan işler acayip sinirimi bozar. Ev işi olarak çamaşır sermek ve bulaşık Makinesi boşaltmak 🤦🏻‍♀️ İşten ziyade beni sinir eden bir sorumluluk da lisede matematik çalışmaktı. Allah bir daha yaşatmasın

  • Mevcut yaptığım işi hiç sevemedim ama ekonomik imkanlar vs derken de 20 yıldır yapıyorum. 2007'de katrilyon da kazandirsa yapmayacağım diye bıraktım ama 1 yıl sonra yine en iyi iş insanın bildiği iş diye geri döndüm çünkü bilmediğim işlerde tokatlanma şansım yok yüksekti.

  • Utu utu nefret bunalim birsey

  • Sosyal olmak ya da sosyal açıdan kabul edilebilir yaşamak. Asla anlaşmayacağın, tek ortak noktan aynı okulda okumak olan insanlara gülümsemek ve söylediklerini alttan almak.
    Okulların açılması gündeme gelmiş tekrardan aşırı mutsuzum. Şimdi yine arkamdan konuştuğuna yemin ettiğim insanlarla aynı masalara oturacağım bana yalandan gülmelerine yine gülümsemeyle karşılık vereceğim.
    Şimdi neden tahammül ediyorsun bu insanlara yahu takılma diyebilirsiniz. İşte o zaman da soğuk, asosyal ve mutsuz olduğumu düşünüyorlar. Ben halimden oldukça memnunum oysa. Beni en çok bu insanlar yoruyor. Lafları, dedikoduları ve çok bilmişlikleri.

    • @janedoe ‘Ben anti-sosyal değilim. Seçici olarak sosyalim’ lafını çok severim ve hayatımda uygularım 😊 Belki senin de işine yarar..

    • @janedoe Evet o ifrit insanlar hep var ve var olacaklar. Onlardan etkilenmemenin tek yolu yokmuşlar gibi davranmak, gıcık hareketlerini duymamış, görmemiş gibi yapıp tepki göstermemek. Bu tür davranmalarının nedeni de içlerindeki aşağılık kompleksini ve başarılılara karşı olan kıskançlıklarını yenememeleri. Insanı sinir edip zıvanadan çıkartmak için yakınında duyacağın şekilde dedikodunu yaparlar, başarılı olamazlarsa komplo teorileri hazırlar ve yayarlar, onda da sizi kaçıramazlarsa gidip bu yalanları yöneticiye anlatırlar sizi atsın diye. Ah iş hayatı hep bunlarla dolu. Şöyle içinde insan olmayan bir iş yapmak istiyorum.

      • Ben bunu hem işte hem okulda yaşıyorum. Müdürüm herkesin arkasından konuşuyordu. Bir gün bir kızın arkasından başka bir çalışanla beraber konuştu ben de kızı orada korudum. Sonraki gün kızı uyardım laf yapıyor dedim. Kız bir anda patladı olay çıkardı.
        Günler sonra müdür arayı düzeltmek için çabaladı ve beni suçladı. Neden söyledin sen yaptın her şeyi diye. Zaten araları kötüydü o çalışanla ve ben kızla yakın arkadaştım ne yapacaktım?
        Nasıl bir yönetici çalışanlarının arkasından konuşur ya? Hala gıcık oluyorum kadına işini çok iyi yaptığını sanıyor ama yöneticilikten anladığı yok. İşten ayrılmayı bile düşündüm hala düşünüyorum ama okuyorum ve paraya ihtiyacım var. Hayat gerçekten çok zor. 20 yaşında dertlerime bak. Üzülüyorum gerçekten.

        • Hiç üzülme, en harika işe girsen bile bu kılçıklar mutlaka oluyor, batacak yer arıyorlar. Ben neler yaşadım neler. Anlatsam kitaplara sığmaz. Kimbilir hangi torpille adam yokluğunda Almanca prof.ü olmuş bir dinazor dekan almanca konuşamıyor, almanlar gelince odasına saklanıyordu. Bu kompleksinden dolayı çok iyi olanları karalayıp okuldan attı, 40 puanlık kendisinden aşağı seviyedekileri tuttu. Gidenlerden biri de bendim.

  • Bulaşık makinesinin içini boşaltmak 😎

  • Değişiyor... O anki ruh halime göre..

  • Evdeki işlerden çamaşır katlamak ve yerleştirmek korkunçç sıkıcı bir iş.

  • İş yerinde devamlı yaranmaya çalışan insanların bitmek bilmeyen enerjiyle bir yerlere davet etmesi ve bazen bu davetlere iş yüzünden katılmak zorunda olmak.

  • Öğrencilik hayatımda hocaların istemediğim, zevk alamadığım bir yığın araştırmayı üstüme yüklemesi ve bunu yapmak zorunda olmam oldukça canımı sıkıyor. Bunları yapmak yerine keyif aldığım herhangi bir konu üzerinden değerlendirilmek isterim. Hatta bu konuda sınırlarımın zorlanması bile hoşuma gider. Fakat bunun tam tersi olunca iş değişiyor. Bırakın zorlanmaktan keyif almayı, bir lafa bile tahammülüm olmuyor. Bunun dışında evde bekleyen, zorunda olduğum temizlik mevzusu da çok canımı sıkıyor. Söylemeden edemeyeceğim. :)

    • Işte diğerlerinden yetenekliysen bütün ağır işleri üstüne yıkarlar, ama beceriksizler tembel tembel oturur, yattıkları yerden maaş alırlar. Devlette de bu böyle ve benim erken emekli olmama neden olmuştur. Bilmeyenler ," aaa ben bilmiyorum, beceremiyorum" deyip kenara çekilip, yazın tatile giderken, bana tatil bile yaptırmayıp M. E.de kadar yapılacak iş varsa yaz, kış havale ederlerdi. Bir yaz beklemedim ben de kampa gittim. Müstahdem gelmiş kapıya görev kağıdını iliştirmiş. Bakalım gelecek miyim akşama, ne bırakıyorsun yazıyı? Ama ödüllere gelince müdür bey o tembel öğretmenleri ödüllendirirdi. Ben de kızıp yılım dolduğu gün verdim emekli dilekçemi.

İlginizi çekebilecek diğer sorular